YEŞİLDEMET KÖYÜ WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ
  ANNEME VEDA EDERKEN
 

 



    
ANNEME VEDA EDERKEN
 
           Anne,
Bu senden ikinci ayrılışım;
       Beni doğurduğunda, ben yüksek sesle ağlamışım her çocuğun annesinin sıcacık bedeninden ayrılışında hissettiği yalnız kalma korkusundan olmalı ama sen çok sevinmişsin çocuğum oldu diye, ben ikinci kez ağladım bu kez sesin çıkmadı benimde dilim tutuldu gözyaşlarım içime aktı.
 
Sen yoktun.
 
Benden başka çocuklarında oldu hepsini çok sevdin öylesine sevgi doluydun ki bütün gıdalarımızı ondan alıyorduk. Onun için bizi beslemene emzirmene gerek yoktu sanki sevgin her gıdanın önüne geçerdi. Öyle sıcaktın ki anne, en soğuk günlerde dondurucu gecelerde üşümez olurduk senin yanında. Çocuklarını çok sevdin anne yalnız doğurduklarını değil doğurmadıklarını da çok sevdin. Onun için benim gözyaşlarım içime akarken onlar hıçkırarak ağladılar sana anne.
 
O gece kar yağdı anne, tüm sevdiklerin üstüne ama üşümedik çünkü senin sıcaklığın ısıttı bizi. Ben biraz telaşlandım kar devam eder diye. Ancak senin merhametin sevgin ve sıcaklığın ısıttı gökyüzünü. Hava açıldı öğleden sonra güneş çıktı; ancak sen yoktun. Alışmıştık senin hayatı umursamadığına, hastalanmadığına. Onun için hiç konduramadık gidişine. Belki dolu dolu yaşamadın. Şartlar çok elverişli değildi, ama hep dalga geçer gibi yaşadın. Bir şey söyleyeyim mi anne: Sen kendi istediğin gibi ayrıldın aramızdan hiç kimseye yük olmadan. Yine yaptın yapacağını anne. Dilim tutuldu, içimden bir parça koptu. Sensiz kaldı yüreğim. İki kez ağladım ömrümde, derinden ve çaresiz. Biri seninle, biri sensiz… Biri dünyaya ilk geldiğim gündür senden ayrılışım, diğeri ise senin benden ayrılışın. Ayrılıklar acıdır anne. Hele acılarla yaşamaya alışmak daha da acı. Sonsuzluğa doğru giderken benden uzaklaştığını sanıyorsun değil mi? Ama yanılıyorsun. Sen uzaklaşırken benden, bende sana yaklaşıyorum biliyorsun. Senin kırkıncı gününde bende elli üç yaşıma girdim. Şimdi konuşuyor olsaydım kızardın bana biliyorum. O her zamanki duyguların ve cümlelerinle (dı sus derdin) kıyamazdın çocuklarına. Biliyorum sen kendinle barışık eşsiz hoşgörüye sahip çok içten duygularla yaşardın. Kendini fazla güzel bulmazdın belki. Ben hep takılırdım sana. Ama şuna inan; sen bizim için dünyanın en güzel annesiydin. Ruhundaki güzellik seni bütün güzel insanların üstünde gösteriyordu bize Belki farkında değildin.
 
            Yıllar geçtikçe sen başka güzel oluyordun. Zaten son yolculuğunda seni gören herkes daha çok gençmiş dediler. Hâlbuki yetmiş yedi yaşındaydın anne. Seni sonsuzluğa uğurlarken hiçbir şey saklamayacağım senden. Hayatta iken olup biteni hepimizden önce öğrenirdin, bizde merak ederdik nasıl öğrendin diye. Biz kara kutu derdik senin dert ortağın Leman’a, ondan öğrenirdin olan biteni en çok ona zor geldi karalar bağladı. Şimdide ben anlatayım neler oldu sen yokken; ilk üç günü biliyorsun zaten. Tüm sevdiklerin toplandı başına. Kendin konuştun hepsiyle. Yine en büyük oğluna kıyamadın; niye geldin diye. Hâlbuki sen istedin. Son yolculuğunda üç gün konuşayım, tüm sevdiklerim gelsin diye ve öylede oldu. On üç gün yattın hastanede, üç gün konuştun on gün uyudun. Oğulların, kızların, damatların, gelinlerin, torunların ve tüm sevdiklerin ağladı anne. Bacıların uzakta akıttı gözyaşlarını. Teselli ettiler bizi her saat başı Almanya’dan, Köyden halam ve onların çocukları da ağladı. Sen gelinlerin için ayrı ayrı isimlerle çağrılırdın. Büyük gelinlerinden ikisinin gelin bacısı birinin Nazan hanımı ve annesi, küçük gelinlerinden ikisinin annesi birisinin ise kocasının annesiydin. Hepsi ağladı anne. Gülkızın çığlık attı, büyükannemi hastanede bırakmayın diye. Ben yapamadım; kar yağdı eve götüremedim. Bundan dolayı affet beni anne.
 
Eğer gökyüzünde sevgi, merhamet ve hoşgörü melekleri varsa sen onların yerdeki en iyi temsilcisi idin anne. Belki çok şanslı doğmadın. Çocukluğu, gençliğini bilemedin. Bir sevdiğin olmadı hayal kuramadın. Çıkıp onu görmek için kalbin çarpmadı ama öyle bir evlilik yaptın ki çocuk yaşta daha doğurmadan üç çocuğun oldu bir anda. İşte senin kaderinin değiştiği an seni sen yapan yaşamın başladı. Babamla evlenişin yeni bir unvan kazandıracaktı sanki. Babamın olgunluğu seni kendi küllerinden yeniden doğuşunu ispatlarcasına en büyük saygıyı, sevgiyi, onuru ve dürüst olmayı bir insanlık felsefesi olarak aşılamaya çalıştı. Bunu yaparken hiç baskı yapmadı. Bir filozof gibi izledi, gözledi, öğretti, hayatın ve insanlığın yollarını ve sen bir imkânsızı başardın. İnsanlık tarihinde çok az rastlanan bir sevgi ile üvey annelik olgusunu, tarihin çöplüğüne atarak onu anne olma şerefine yükselttin. İşte bu senin hayatın boyunca taşıyacağın bir şan, unvan oldu. Bu yönünden dolayı başkaları tarafından hep gıpta ile izlendin. Yaşadığın köyde örnek bir insanlık dersi verdin. Bazen düşünüyorum; acaba doğrumu yaptın diye. Bir insanın öz annesini unutturmak ne kadar doğru... Ama insan olmak böyle bir şey herhalde... Bana sorarsan eğer, ben büyük onur duydum, ayrımsız oluşundan.
Sen yaşarken çocukların arasındaki kardeşlik duyguları zedelenmesin diye çok çaba gösterdin. Bu da oldu sanırım. Onun için hiç direnmedin. Elde kalmadan tüm çocukların aynı duygularla uğurladılar seni. Rahat uyu anne. Sen benim için dokuzuncu kardeş, yerime zehir içecek kadar yoldaş, duygularımı anlayan YAR, kızdığımda ise ÇOCUĞUM gibiydin ANNE. Ancak bu duygu de düşüncelerimi hiçbir zaman sana ifade edemedim. Senden esirgedim bunu. Bunun için affet beni.
Hayatın en zor döneminde hiç tereddüt etmeden beni dünyaya getirdiğin için sana minnettarım. GÜLE GÜLE BENİM CANIM ANNEM. GÜZEL İNSAN…    
                                                                                                                                               Oğlun TURGUT
                                                                                         19.02.2008
                                                                                                         
 



 
  Toplam 57822 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=